Hayattan…

 

(Beni Hayata tutunturan güzel bir parça… Ludovico çalmıyor sanki yaşıyor 3 dk…)

“Hayatınıza bir gün ekleyemem belki ama bir gününüze bir hayat ekleyebilirim….”

Yolda radyo dinlemeyi çok seviyorum bu aralar arabayla gidip geldiğimden her gün Joytürk Sabah Karnavalı programını dinliyorum (Sabah 7-10 arası). Popüler Science ile Mert Ulaş blog sayfası tadında… Her gün, günün sözünü paylaşıyorlar ve bu söz de oradan…

Benim radyo dinleme zevkim lise yatılı dönemlerinden geliyor. Hafta sonları herkes evci çıktığından yurtta çok kişi kalmazdı. Yatmadan önce meşhur sony walkmanmı açar birkaç radyo kanalından birini mutlaka dinlerdim… Yeni nesil bilmez tabi bunun tadını😊

Hayatım çok heyecanlı gerçekten, eğer ilerde hayatım bir film olursa… Emin olun bu FİLM daha yeni başlıyor 😉

Haftanın iki günü ekiple beraber artık spordayım… Pazar günleri de yüzmeyi eklersek galiba toparlıyorum kendimi ne dersiniz…

“Yapacağım” demeye başladım… Hayırlısı 🙂 

“Yapmam lazım” lafını kendime çok derim ama aslında “Yapacağım” dersem asıl o zaman yaparım. O nedenle o kelimeyi daha nadir kullanırım. Bu İngilizcedeki rarely ile always arasındaki fark gibi 😊 

Hayatımın bir yerine koyamıyorum gösterişi…

Instagram üzerinde yapılan bir araştırmaya göre sürekli durum ve selfie paylaşımı yapan insanların kendilerine olan saygı yoksunluğunu telafi etmek için sosyal ağda sürekli paylaşma isteği duyduğunu yazıyordu…(Iphone sendromu:  Yani maddi durumu düşük insanların, evet zengin değilim ama iphone ile bu imajı oluşturabilirim gibi…Bunu aşağıda paylaştığım ASCH deneyi ile de biraz bağdaştırabiliriz.) Bunun adı da psikolojide obsesif-kompulsif bozuklukmuş. Araştırma raporuna göre bu insancıkların tedavi olması gerekirken henüz gerçek bir tedavi ise önerilememiş… Kim bilir sigara gibi, ileride instagramı bırakma hattı ile de karşılabiliriz.

Kelimeler incitebilir biliyorsun dimi?

Üniversite 3. Sınıfın yaz döneminde staj dönemlerinde bilakis 😊 Simpsson ları çok izliyordum. Yıllar sonra Twitter da denk geldiğim bu replik bende garip duygular uyandırdı.

Evet incitebilir…

Sizi bilmiyorum ama; ben ağlayan bir çocuğa el kaldıramam…Hele ki bu yolda benim yüzümden iki kere dizinin üstüne düşüp yaralanmış ise görmemezlikten gelemem ve bence aslolan sevgidir, kanayan yaranın acısını hafifleten, göz yaşlarınızı sildiren…

Mezunmuşum gibi çek 😊

Evet Sabancı Üniversitesi 2017 eğitim yılının sonuna yaklaştım galiba… Benim için Cuma ve Cumartesi günleri stress attığım yeni şeyler öğrendiğim güzel bir yıl oldu. İlerde inşallah bunun gururunu hep yaşarım….

Mezuniyet yaza geldiği için derslerde sık görüştüğümüz arkadaş ortamından sadece Ben ve Simge vardı.  Ancak bu fotoğrafı koyabiliyorum… Hepinizin yolu açık olsun…(Algan, Eren, Hamid, Özlem…)

Biraz ders konuşalım ne dersiniz…. 

Tüketici davranışları dersinden bahsedelim biraz…. Her şeyi anlatamasam da bir giriş yapayım. Prospect theory en elzem başlıklardan bir tanesi bence. Daniel Kahneman ve Amos tversky tarafından ortaya koyulan ve Nobel ödülü alacak kadar etkiliyici bir teori bence.  2 temel prensibi vardır. İnsanlar kazanma ihtimali olduğu durumlarda riskten kaçınan (risk aversion), kayıp ihtimalinde ise  riske giren (risk seeking) tavır takınırlar.

Gelelim Nobel ödülü getiren o deneye:

Teori, deneklere 2 soru sorularak ispatlanmıştır.Soruda iki seçenek var birini tercih ediniz:

  1. a) 50.000 tl kaybeceksin
    b) bozuk para atacağız, bozuk para tura gelirse hiçbir şey ödemeyeceksin yazı gelirse 150.000 tl kaybedeceksin.
  2. Soruda iki seçenek var birini tercih ediniz:
    a) 50.000 tl kazanacaksınız
    b) bozuk para atacağız, bozuk para tura gelirse hiçbir şey kazanmayacaksın yazı gelirse 150.000 tl kazanacaksın
  3. Soruda cevapların çoğu “b” olurken, 2. soruda cevapların çoğu “a” olmakta. aslında finansal olarak ikisi de aynı soru ancak, insanların kaybedecekleri bir olayda risk almaya istekli iken, risk alacakları durumda kazançları orantısız şekilde artacak olsa sabit kazanca razılar. Teorinin bu sonuçlarına bağlı olarak bir kişiye kazanç yada iyi bir şey yapacaksanız bunu parça parça yapın. Yani birisine doğum günü hediyesi alacaksınız bunu topluca bir paketin içinde verirseniz mutluluk katsayısı 5 iken ayrı ayrı verirseniz mutluluk katsayısı 10 olacaktır. Yani aynı harcamaya daha çok mutluluk vermek için Beklenti teorisine bir açıp bakınız efem benden söylemesin…😊

Yazıyı çok uzatmak istemiyorum ama son bir deneyle sonlandırıyorum…

ASCH deneyi yani Türkçesi: İnsan, doğru bildiğini sandığı şeyin tersini iddia eden bir grupla karşılaşırsa ne yapar?  Bence günümüz tüketim çılgınlığını, moda kavramını, siyasi yayılımı, mikro haliyle açıklayan güzel bir deney….

Share Button
Genel kategorisine gönderildi