Mutlu Bayramlar :)

Şarkı: “Donna Donna”
Bu parça beni bayağı bir dumura uğratmıştı: Ortaokulda dinlediğimde, bunun çok acıklı bir aşk hikâyesi, Donna’nın da bu hikâyenin kahraman kızı olduğunu düşünmüştüm. Sonra yıllar geçtikten sonra bir şekilde aklıma geldi bu parça… Bir de baktım ki anlatılanlar bir aşkın değil bir dananın hikâyesi imiş :). Bugün yine Kurban Bayramında aklıma geldi bu parça ve araştırdığımda puzzle’ın bir başka parçasını buldum. 2. Dünya savaşı yıllarında fabl tarzda yazılmış, toplama kamplarına gönderilen musevilerin trenlerde söyledikleri bir özgürlük şarkısı olduğunu öğrendim. Galiba yazıldığı dönemden kaynaklandığı için hikayeler, şarkılar fabl tarzda yazılmak zorunda kalmış. George Orwell’ın Hayvan Çiftliği kitabı da bunun en güzel örneklerinden bence…

Benzer bir örnek, farklı döneme gelse de kral’a karşı hicivlerin yer aldığı “Alice Harikalar Diyarında” masal kitabıdır 🙂 Bence çocuklardan ziyade biz büyüklerin tekrar tekrar okuyup anlaması gerekir 😉 Kitabın yazarı Carroll’un yazarken ki amacı şuydu: Kalıplar ve kurallarla çevrili insanı, dünyanın dışına çıkarıp özgürleştirmek. İnsanlarda merak uyandırıp akla gelebilecek her şeyle ilgili soru sormalarını ve çok iyi bildiklerini sandıkları kavramları (iyi-kötü, doğru-yanlış, güzel-çirkin, hızlı-yavaş vb.) sorgulamalarını sağlamaktı. Carroll’un, “hayat” dediğimiz balonda, sonsuzluğa açtığı bir delikti “Alice Harikalar Diyarında”. Eğer her şey bulunduğumuz yere göre değişiyorsa ve anladığımız kadarsa “gerçek” diye bir şey yoktu. Dünya “anladığımız kadar”lardan oluşuyordu ve belki de biz birçok şeyi -belki de her şeyi- yanlış anlıyor ve aktarıyorduk. Her şeyi “usa vuruyor”, sınırsız varoluşu sınırlı bir akılla anlamaya çalışıyorduk.

İşte tıpkı Alice Harikalar Masalındaki gibi Donna Donna şarkısını da her dinlediğimde hikayenin altını tekrar tekrar kazıyorum, araştırıyorum, bulmacayı çözmeye çalışıyorum ve her yaşımda yeni şeyler öğreniyorum. Ortaokulda iken Donna’nın bir aşk hikayesi olduğunu zannederken sözlerini okuduğumda yaşlı bir dananın özgürlüğünü anlattığını öğrenmiş hatta kendi kendime gülmüştüm, sonra yıllar geçtikçe yine dinleyip araştırdığımda 1945’li yıllarında musevilerin mutlak otoriteye karşı söylediği bir halk şarkısı olduğunu öğrendim. Eminim bir başka sefer dinlediğimde tıpkı Alice Harikalar masalındaki gibi arkasındaki felsefik simgeleri, imgeleri de anlacayacağım. Kim bilir….

Donna Donna

Pazara giden bir vagonda bağlanmış
Bir buzağı var, hüzünlü gözlerle bakan.
Ve çok yukarılarda bir kırlangıç ,​
Gökyüzünde hızla kanat çırpan…
 
Rüzgarlar nasıl da gülüyor…
Olanca gücleriyle gülüyorlar.
Gülüyorlar tüm gün boyunca
Bütün yaz gece yarısına kadar.
 
“Şikayeti kes artık” dedi çiftçi,
“Kim sana bir buzağı ol dedi?
Neden uçmak için kanatların yok
Şöyle hür ve gururlu bu kırlangıç ​​gibi ? “
 
Rüzgarlar nasıl da gülüyor …
 
Buzağılar kolayca bağlanır ve kesilir
Asla bilmezler nedenini.
Ama özgürlüğe değer verenler,
Uçmayı öğrendiler şu kırlangıç gibi !

 

Share Button