Müzik Kutum

İrlandalı Şarkıcı Damien Rice’dan “I dont want to change you”

“Peter Bence”, Guinness’e ismini “En hızlı piyanist” olarak yazdırmış, sahne performansıyla çok olumlu yorumlar okuduğum besteci/piyanisttir. Hele ki 13 Eylül de vereceği konserini sabırsızlıkla bekliyorum 🙂

Bu müziğin bu cover’ını gerçekten çok başarılı buluyorum…

Üst kat komşumun bana hediyesi…. Akşamın bir vakti bu parçayı yüksek sesli defalarca dinlemesinden sonra keşfettim. Sözleri olmayan bu parçayı nasıl bulduğumu sormayın. Soundhound:) Artık ne siz sorun ne de ben söyleyeyim ne kadar yüksek sesle dinlediğini…. 😉


Lise yıllarında dinlediğim iz bırakan güzel bir parça…
Klibini izlediğimde ruh halimin bir yansımasını görüp sanki ondan güç aldığımı hissettim.
Umrumda değil; yalanlarınız, fitne / dedikodularınız, toplumsal kurallarınız hepsi yalan dolan.
Bu, benim hayata karşı duruşum.

—————————————-
Bu sabah şirkette kahvaltı sırasında beklerken, sözlerini hiç anlamasam da tınısı yabancı olmayan bir müzik çalıyordu. Zaten çok beklemeden de içimden dedim bu Fadoo… Ne güzel rastlantı ki bu müziği ilk kez dinlediğimde de yine kahvaltı yapıyordum ama bu sefer Lizbon’daydım… Bu tarz müziklerin özellikle sabahları insanlara farklı bir enerji kattığını düşünüyorum. Kısacası dinlemenizi tavsiye ederim efenim…

————————–
90’lı yıllarda Amerika rüyasının masalsı müziği… Çok hatırlamasam da o yıllarda ben de çocuktum ve herkes gibi ben de Star TV’nin sinema kuşağının müziğinin bu olduğunu biliyordum 😉

——————————–

————————————-
Bear’s Den, Mumford & Sons gibi en dinlenisi İngiliz gruplarından birisidir benim için. Grubun “Agape” parçası müzik ve sözleri bakımından her ne kadar güzelse de kelime anlamı olarak da bir o kadar güzeldir.
İyi Seyirler…
🎈(7 October)🎈

———————————————–
Mumford & Sons, Coldplay tadında müzik yapan İngiliz grup… Eminim sizler de müziklerini dinlemeye başladığınızda gittikçe hızlanan ritmi ve Kelt kültürüne ait tınılarıyla çok seveceksiniz…  ☺Aşağıdaki klip de Red Rock Colorado’da çekilmiş.  Galiba izlerken siz de benim gibi orada olmayı isteyeceksiniz…  🙂

———————————————————
Bir sabah işe giderken servise biniyorsunuz yüksek sesle “Amigos Para Siempre” parçası çalıyor 🙂 (Not: Şaka değil yaşanmıştır…)

—————————————
Alman bir aile tarafından evlat edinilmiş aslen mısırlı Andreas Bourani… Eminim bilenleriniz belki onun “Auf UNS” parçası ile hatırlayacaktır. Genelde parçalarında sosyal konuları işleyen Andreas “Astronaut” şarkısıyla da bunu en güzel bir şekilde anlatmış. Ayrıca video geçişlerini de çok başarılı buldum… Umarım dinlerken siz de keyif alırsınız. (Almanca öğrenenler için de bence gayet uygun)

 ——————-
Lise yıllarından. İyi Bayramlar…

————————
Nessun Dorma, Turandot operasinin belki de en ünlü aryasıdır…  Ankara Devlet operası sanatçısı Murat Karahan İtalya Verona şehrinde seslendirdiği bu parça ile dakikalarca ayakta alkışlandı… 
Sözleri: “Kimse uyumasın! kimse uyumasın! sen bile prenses, soğuk odanda aşk ve ümitle titreşen yıldızları seyrediyorsun! ama sırrım benim içimde gizli, ismimi kimse bilmeyecek! hayır, hayır, adımı ağzım ağzının üzerindeyken söyleyeceğim, gün ışıdığında! ve seni benim yapacak olan öpücüğüm sessizliği eritecek!”


——————————————
Kiraz ağaçlarına “Sakura”, kiraz çiçeklerini seyretmeye de “Hanami” deniliyor. Geçmişte Japonlar, tanrıların Sakura ağaçlarında yaşadıklarına inanır, pirinç hasatının iyi olması için tanrılara armağan sunarlarmış.


————————————-
 
 
Irish Music 🙂
——————————
Akdenizliyim ben beaa!! Kararımı verdim. İspanya, İtalya, Yunanistan, Adalar, Ege, Fas ve daha ismini sayamadığım nice yerler. Buraların insanıyım ben… İrlanda’da insanların beni sürekli İspanyollara benzetmesi bundandır herhalde. Yine bu toprakların divası sayılacak bir sanatçı Haris Alexiou… Farkettiniz mi bilmiyorum, Yunan parçalarının çoğunda tekerleme var ve bu kısım konserlerde genellikle hep birlikte söyleniyor. Eeee birlikte söylemeyeceksek konsere niye geldik değil mi 😀
———————————————

Size bir şey itiraf edeyim mi ? Crack müzikleri dinlemeyi seviyorum 🙂 Evet  lise 1’e gittiğim yıllarda ( daha milw0rm kapanmamaştı 🙂 ) Javascript kod açıkları üzerine sitelerin güvenlik açıklarını bulup bunları xssed.com üzerinden yayınlıyordum. İlk Assembly dili ile de yine o yıllarda Abim vesilesiyle tanışmıştım. İlk crack’imi de Win32dsm ( Win 32 Disassembler) yani crack için kullanılan programı assembly kodlar ile crack’lemem ile olmuştu 🙂 Şimdi bakıyorum da ne yıllarmış be…


(Bu da müziğin sözleri sayılır 😉 http://www.xssed.com/archive/author=Frost_Maturidi/ )
———————————
Forget the lines we drew
Forget your teenage demons
We have nothing to state or prove
We have nothing to fear or loose
And I’ll be trying to catch you hiding, now all my hiding is seen
Circus queen

—————————–

90 lı yılların en güzel dizilerden biri Friends’dir herhalde. Nedenine gelince, galiba günün birinde o yaşlara geldiğimizde kendimizden bir şeyler hissedip, dizideki karakterlerden biri oluyoruz. Hayatımızda yaşayamadığımız yada dolduramadığımız boşluğu bir şekilde doldurmaya çalışıyoruz belki de ondan… U2’nun güzel şarkısı ile müzik kutumda yerini almasını istedim.
İyi Bayramlar…

(With or without you)
——————————————————————–

I am a passenger !!
And I ride and I ride
I ride through the city’s backside
I see the stars come out of the sky
La la la la laaaa la la laaaaaaa

——————————————————————

——————————————————————-

 Yine yol göründü gurbete, güz geldi yapraklar döküldü
Martılar göç etti, turnalar süzüldü, yine yol göründü gurbete
Köyüme kara kış çökse de, aşıklar boynunu bükse de
Desen ki: “Nazlı yar insafa gelse de”, yine yol göründü gurbete…

                           

—————————————
U2 – One
(Grammy en iyi vokal ödülü almıştır) 

Did I disappoint you
Or leave a bad taste in your mouth?
You act like you never had love
And you want me to go without
Well, it’s too late tonight
To drag the past out into the light
We’re one, but we’re not the same
We get to carry each other, carry each other
—————————————————————————

(… Seni dinliyorum İstanbul …)
“Başbaşa kalmış iki Hisar 

Beklemekte sönük sahilleri. 
Artık eski harpleri anlatır taş duvarlar 
Kıyılarından geçen balıklara. 
O balıklar ki, dedeleri 
Şarkılarla beslenmişti geceleri. 
Şimdi sulara düşen çürümüş tahtalar 
Dalgalarda son oltanın yemleri.. 
Ne günlermiş…
Yıldızlar, mehtab, çamlar altında. 
Geçip gitmiş.” (Özdemir Asaf)


—————————————————————————–
There’s a place I go to
Where no one knows me
It’s not lonely
It’s a necessary thing
It’s a place I made up
Find out what I’m made of
The nights are stayed up
Counting stars and fighting sleep

So let it wash over me
I’m ready to lose my feet
Take me on to the place where one reviews life’s mistery
Steady on down the line
Lose every sense of time
Take it all in and wake up that small part of me
Day to day I’m blind to see
And find how far to go

——————————————

“Evanthia Reboutsika” diyince aklıma iki güzel parça geliyor. İlki, “We will meet again”. 2005 yılında vizyona giren Babam ve Oğlum’un final sahnesinde çalmıştı. Belki filmin finalindeki repliği de hatırlamışsınızdır. “İnsan büyünce hayalleri küçülür mü Baba?” Küçülüyormuş…İlk kez 2005 yılında ailemden okumak için ayrılıp yatılı okula başladığımda, babamın akciğer rahatsızlığı başladığı yılda vazgeçtim ben de çocuk olmaktan ve büyüdüğümü o zaman anladım…(Geçen yılın başında, yaptığım çocuksu muzipliklerimi saymazsam tabii… ki o da uzun sürmedi zaten…)

 

——————————-

 Groundhog Day 1993 yapımı filminin intro müziğini paylaşmak istedim. Sizi bilmiyorum ama 1980 – 1999 yılları arası yapılmış tüm dizi ve filmlerin konu örgüsü ve esprilerin günümüz yapımlara kıyasla daha kaliteli olduğunu düşünüyorum. Özellikle de telefonsuz ve internetsiz bir hayatın  ne kadar da eğlenceli olduğunu göstermiyor mu? (Film hakkında spoiler vermedim farkettiyseniz 🙂 ) (Bir şey daha var; Bill Murray, Tom Hanks’in saçları uzun haline çok benzemiyor mu? 🙂 )


——————————————————————-
Adem ve Havva” farklı bir coverı umarım seversiniz…


————–
Müzikteki Ney, içime sızıyor, kalbime dokunuyor sanki… Sonra bir anda sabah üniversiteye giderken ki koşuşturmanın arasında kaybolduğum günler aklıma geliyor… Birazcık paramla, hayatın tüm zenginliklerini tattığım o günler… Bende çok anıları saklı bu müziğin… Yanılmıyorsam Lise 2. sınıftan beri yolda yürürken bu müzikle dertleşiyorum…
İnsan sevdiği insanı bir çiçeğe benzetir çoğu kez, ben ise her şeyini konuşabileceğin, dertleşebileceğin bu müziğe benzetiyorum (Adem ve Havva)…
(İyi Geceler)

(İkinci Bahar dizisi ve İncesaz) 

————————–
Antepli
Ali Haydar Usta’nın Hanım ile konuşması:
Muhabbet kuşlarının çıkardığı sesleri Ali Haydar Usta’nın manili yorumlaması:
Havva
: “Ne olacak benim bu halim.” der.
Adem: “Bak burada yanındayım. Hiçbir şeyi dert etmene gerek yok. Sana kol kanat gererim. Ben varken kimse seni üzemez. Birlikte her şeye meydan okuruk. Kimse bileğimizi bükemez…” Yani Adem öyle diyir der Ali Haydar Usta…. Haa bir de Adem diyirki sana Sevdalıyım…Yüreğim yanıyor, içim tutuşuyor… Benimle evleniyin mi?…
Havva: “Evet” der…
(Ne güzel bir diyalog değil mi…

———————————————————————
Unutulmak
Unutulmak diyince aklıma Nazım Hikmet’in bu şiiri geliyor: “….Seversin dünyayı doludizgin ama o bunun farkında değildir. Ayrılmak istemezsin dünyadan ama o senden ayrılacak yani sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı? 
Tahir olmak da ayıp değil Zühre olmak da 
hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil. “

———————————————————-
 
 Kar taneleri gibi yaşıyoruz şu sıra.
Birbirimize değmeden ayrı ayrı eriyerek. 

(Berf, kürtçe ve farsçada “Kar” demektir)

——————————————————————
Ne anlatılırsa anlatılsın, herkes gördüğünü ve duyduğunu, kendi ön yargılarına göre yorumlar ve inanır. Bunu, gitmek istediğimiz yol için kendimize hep neden sayarız. İşte bu nedenle de herkes bencildir. 
İmkansız diye bir şey yoktur bence… O, sadece beyinlerde çizilen bir ön yargıdır. En azından ben buna inanıyorum. Hayatı yaşadığımız ve gördüğümüz kadar tanıyoruz. Toplumsal yasaklarımız,ayıplarımız ve kurallarımız, sadece o kabuğun içinde saklı… Asıl soru şu ki: İnsanların kalpleri yaşadıkça mı kirlenir yoksa tecrübelerle ve öğrendikçe mi temizlenir. Ben ikincisine inanmak istiyorum. Çevremden ve kendimden beklediğim de budur.
(Sevgimi, Cesaretimi ve Acımı sadece yüreğimde taşırım… Sinsice, Gizlice ve kaçak savaşmam…Ne isem oyum…O yüzden başkalarınla kıyaslamayın…)
 

—————————————–
 
Dublin de ev ararken en sık dinlediğim parçalardan birisi 🙂 
Güzel bir ev bulduk çok şükür 😉  

———————————–
Damien Rice’ın pek çok parçasını dinledim ama buraya gelene kadar bilmiyordum onun İrlandalı olduğunu… Şarkının hikayesi biraz uzun: Damien, sürekli takıldığı bara girerken kızın biriyle çarpışır ve kız yere düşer. Bunun üzerine Damien özür diler ancak yine de içi rahat etmez ve bir içki ısmarlamak istediğini söyler. Kız kabul eder ve gecenin ilerleyen saatlerine kadar birlikte içerek muhabbet ederler. Saat 12’ye yaklaşırken taksi parası olmayan Damien son otobüsü yakalaması gerektiğini hatırlar. Yine de kızla birlikteyken o kadar mutludur ki oradan ayrılmak istemez ve kızın yanında kalır. Ne de olsa gecenin sonunda romantik bir yürüyüş yapacağını hayal eder. Fakat, 5-10 dk sonra kız “Sevgilim beni almaya gelecek” der ve Damein’a 3 sigara bırakır.  İşte bundan dolayıdır ki Damein Rice bu şarkıyı neredeyse her konserinde aynı ritüel eşliğinde söyler. Şarkının ilk melodisi duyulunca sigarasını yakar, şarabını alır, şarkı bitene kadar sarhoş olur ve “What am I?” diye bağırır. İşte o an konserin doruk noktasıdır. (Bir gün canlı izlemek isterim doğrusu…)
 
What am I darling?
A whisper in your ear?
A piece of your cake?
What am I, darling?
The boy you can fear?
Or your biggest mistake?

———————————————————–                  

 “Coeur de Pirate“, gerçek adı “Beatrice Martin“, Kanadalı pop müzik sanatçısıdır. Fransızca olan takma adın anlamı ise “Korsan Kalbi” demektir. Ne güzel bir anlamı var değil mi? Umarım intermission parçasını da seversiniz.

—————————————————–
Vodka Leman, Sovyet sonrası Ermenistan’da yaşanan sefaleti gözler önüne seren bir film. Müziklerinden etkilenmemek mümkün değil, izlerken müzikler ve küçük yaşam kıpırtıları içinizi ısıtmaya yetecek…


(Parçanın orjinali: Tombe La Neige)

Kar yağıyor
Sen bu gece gelmeyeceksin
Kar yağıyor
Ve benim yüreğim siyahlara burunmus
İpek gibi bir tören
Hepsi beyaz göz yaşları içinde
Kuş bir dalın üstünde
Bu sihire yas tutmuş

—————————————————


————————————————

 

Bu şarkı, o eski günleri, güzel şeyleri hatırlatır. O nedenle pek bir naif, pek bir masumdur…


————————————–
Kafa Dergisinde Atilla İlhan’ın kapağını görünce aklıma geldi bu şiir.

Başlar ay doğarken saltanatı sultan-ı yegâhın 
Bir başkasının yaşantısıdır dönüp arkamıza baksak
Çünkü yaşadıklarımız başkasının yargısına tutsak
Su yasak, rüzgâr yasak, açık kapılar yasak, belki bu karanlıkta yasakları yasaklasak
Başlar ay doğarken saltanatı sultan-ı yegâhın.           

———————————————-
İnanıyorum ki: Eğer iki insanın birlikte olması gerekiyorsa, eninde sonunda birbirlerine dönmenin bir yolunu bulurlar…

Where does the time go?
I don’t want this to end
Where does the time go?
Let’s hang on to the moment we’re in 

 —————————

When I walk beside her, I am the better man
When I look to leave her, I always stagger back again

———————————————————————–

Fotoğraf makinem, özel bir modda çekim yaparken, pozlama sırasındaki her 5 saniyeyi video olarak kaydetmiş ve klip oluşturmuş. Açıkçası izlerken ben keyif aldım… Ama şunu da belirtmem gerekir ki: Üzgünüm Canon, ben daha iyisini yaparım 😛

 

——————————————

🎈 7 Ekim özel ve güzel bir gündür 🙂 … 

You’re my guiding light

——————————————

Yann Tiersen; bestelerinin ismini, hep yaşadığı/büyüdüğü çevreden almıştır. Örneğin, Porz Goret, doğduğu Ushant adasındaki bir koydur zaten klibini de orada çekmiştir.  Rue des cascades, müziği bestelediği sokağın adıdır, türkçesi “Çağlayanlar sokak”… La chute, bestelediği dönem Sonbahar olsa gerek ki; anlamı Sonbahar’dır 🙂 Peki ya bizde hafif bir hüzün uyandıran “Comptine d`un autre ete – l`apres-midi” ismi nereden geliyordu ki…? 

——————————–

Hayat; Acı,Tatlı bir senfonidir…
İşte Dünyamız…

——————————————————-

Sadece size çok dikkatli bakanlar ya da sizinle aynı hisler içinde olanlar farkedebilir gözlerinizden geçen bir anlık hüznü zira genel anlamda sahte de olsa gülümsüyorsunuzdur hayata 🙂 …. 

.
———————————————-

Klasiklerden “Historia De Un Amor” ispanyolca bir aşk şarkısıdır. Fransızca, İngilizce, Türkçe, Çince gibi birçok dile çevrilmiştir. Klip, adeta beni İspanya/Endülüs topraklarına götürdü diyebilirim. Sözlerinden küçük bir kesit:
…Ruhumda sadece yalnızlık var.
Ya seni bir daha göremezsem..
Neden Tanrı benim, seni sevmemi istedi,
Bana daha da acı çektirmek için mi….

———————————————————-

Dans, 1960 lardan ama müzik 1960-90 karşımı bir şey 🙂  Klipte oynayan adama baksanıza, ne kadar da şarkının sözleriyle uyumlu oynuyor 🙂 The Black Keys grubunun performansını canlı izlemek isterim doğrusu…

 

———————————————————–

Bazen tek bir fotoğraf karesi, bir müzik sizi alıp çok uzaklara götürür: Babamın elini bırakıp parkta abimin peşinden koştuğum, mahallenin çocuklarıyla asfalt üstüne koyduğumuz taşlar ile kaleler yapıp futbol oynadığımız, mahallece ayva yapraklarını para sayıp, kiremitten kına yaptığımız, 50 bin Liraya gizlice Meybuz alıp, hastalandığımız, sabahları erken kalkıp televizyonun başında çizgi film kuşağını beklediğimiz, o en sıcak, en saf, en temiz duyguları yaşadığımız yıllar gözümün önüne gelir…

     

—————————————————————-
Sanki boşlukta minnacık yaramaz bir kıvılcım parçasıymışsın da evrenin herhangi bir yerindeki gaz ve toz taneciklerine çarpıp büyük bir patlama yaratacakmışsın duygusu uyandırıyor. 

 

———————————————————————-

Sen sonsuzluğun içinde küçücük bir nokta olsan bile, unutma:
While there’s life, there is hope 😉 …

———————————————————————

The Theory of Everything” filminin bendeki karşılığı, galiba “Hayat” kelimesine tekabül ediyor. Bana ait ne var ise sanki bu sihirli kelimenin içinde saklı… Bütün sevincim, tutkularım, ideallerim veyahut korkularım. (İşte Hayat 🙂 )
 Genelde bilim adamlarını bilirsiniz işte snob insanlardır; fakat Hawking öyle değil, onun hem çocuksu tavırlarına hem de idealistliğine şaşırıyorsunuz, demek ki; Öyle de olunabiliyormuş diyorsunuz içinizden… Tıpkı Jane’nin Hawking’e olan harikulade Sevgisi ve Sadakatı gibi…

—————————————————————————–

Gün batımı zamanı daha bir anlamlı olan Rufus’ın The One You Love Parçası

 

——————————————————————

Çok sevdiğim parçalardan birisi… Her coverını dinlemişimdir diye tahmin ediyorum. Ben de elime bir müzik aleti aldığımda Per-Olov gibi hissediyorum… Sadece kendime çalıyorum, hissediyorum müzikteki duyguyu…

———————————————————————

Huzur verici harika yapıt. Cennetin Krallığı filminin savaş sonrası sahnesinin küçük bir kısmında çalmıştı. Orjinali Lakme operası, Flower Duet olarak geçmektedir.

 

———————————————————————

Carmen operasının meşhur: “Habanera”…
Hikaye, İspanya Sevilla geçer. Tütün fabrikasında işçi olarak çalışan bir çingene genç kız olan Carmen ile onbaşı asker arasındaki aşk hikayesi…

———————————————————————-

Sözleri olsaydı galiba bu kadar incitmezdi….
(Taimane, Hawaii’li ukelele sanatçısı) 

 

————————————————————-

Söyleyen, Steve Wozniak ne kadar da çok benziyor değil mi?
(Parça, The Social Network filminin final sahnesinden…)

——————————————————————————

If we could turn the hours back in time. You know I’ll be running in circles for you. We’re burning out, we’re burning down. We’re the ashes on the ground. We’re burning out, we’re burning down We’re falling underground

 

——————————————————————————

Güzelliğin on para etmez, Bu bendeki aşk olmasa, Eğlenecek yer bulamaz, Gönlümdeki köşk olmasa…

——————————————————————————-

Evanthia müziğinin bir karakteri vardır, somut bir ruhu vardır. Çalarken hüznün kokusu gelir önce, sonra tesellinin sıcaklığını hissedersiniz. En sonunda da buruk mutluluğun tadı kalır. 

——————————————————————-

Wien Masallar diyarından…

 

———————————————————————–

I listen to the wind
To the wind of my soul
Where Ill end up well I think,
Only God really knows

————————————————————————————-

Ne sen leyla’ sın ne de ben mecnun 
Ne sen yorgun ne de ben yorgun 
Kederli bir akşam içmişiz sarhoşuz hepsi bu 
Hep sonradan gelir aklım başıma hep sonradan sonradan 


——————————————————————————————–

Bulutların seni içine çektiği rahatlatan bir parça…

Turn the ugly light off God
Wanna feel the night

——————————————————————————————————————– 

Rufus Wainwright coverının bir hayli başarılı olan enfes Beatles şarkısı. Dinlerken, ilk elini tuttuğun kız gelir aklına, çocukluğunun acılarla kirlenmemiş masum zamanlar… Güzel anıların gelir aklına, ağlamak istemekle, gülmek arasında insanoğlunun henüz uygun bir kelime üretemediği bir duygu yaratır.
(Kırmızı Balonlı Kız)
Nothings gonna change my world !

Share Button